Anasayfa \ Ana Menü \ MİLLİ KOMİTE BAŞKANLARI TOP. \

DAP Milli Komitelerden duyarlılık: Ders kitapları düşmanca ifadelerden temizlensin

Diyalog Avrasya Platformu Milli Komite Başkanları Antalya Kixos Otel’de bugün (16 Mart 2009) bir araya geldiler. Son Genel Kurul toplantısından bu yana nelerin yapıldığı, Komite toplantılarının aldıkları kararlar, Genel Kurul toplantılarında alınan kararların ne şekilde projeleştirileceği ve ileriye dönük öneriler tartışıldı. Toplantıya platformun üye ülke milli komite başkanlarının yanı Avrasya’da eğitim ve öğretimle ilgilenen uzmanlar da gözlemci olarak katıldılar.

Açılış konuşmalarını Türkiye DAP Milli Komite Başkanı Prof. Dr. Naci Bostancı, DAP Dönem Başkanı Kazakistan Yazarlar Birliği Başkanı Nurlan Orazalin, DAP Onursal Başkanı Şarkiyat Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Rostislav Ribakov ve DAP Eşbaşkanı Gazeteciler ve Yazarlar Eski Başkanı Harun Tokak yaptı.

Konuşmasında Avrasya’da konuşacak ve paylaşacak çok şeyin olduğuna dikkat çeken Türkiye Milli Komite Başkanı Prof. Dr. Naci Bostancı, platformun kuruluşundan bugüne alınan yolda önemli dostlukların ve işbirliklerinin kuruduğunun, elde edilen kazanımların projelerle hayata kazandırılmasının önemini vurguladı. Dönem başkanlığına yeni seçilen DAP Dönem Başkanı Nurlan Orazalin Genel Kurul toplantısından bugüne kadar yapılan etkinliklere değinerek Avrasya’daki olumlu gelişmelerden söz etti. Konuşmasına “Bugün nesil değişiyor. Gönlümüzden geçen, bu güzel geleneklerimizin ve ruh birliğimizin devam etmesidir.” cümleleriyle başlayan Orazalin, Diyalog Avrasya Platformu’nun yüklendiği misyonun hem zamana hem de Avrasya’ya hiçbir zamanda olmadığı kadar ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. “Bu coğrafyada birbirimizi anlamaya çalışmamız lazım” diyen Başkan Orazalin, toplantılarda ortaya konan projelerin ve fikirlerin sanki yılladır üzerinde düşünüldükten sonra gün yüzüne çıkmış gibi anlamlı ve manidar olduğuna dikkat çekti.

“Bu misyon ertelenemez ve savsaklanamaz”
Yaptığı konuşmayla Avrasya’da bütünlük, dostluk ve hoşgörüyü katılımcılara birer misyon gibi sunan Eşbaşkan Harun Tokak “Bir gün bu coğrafyada dostluk, kardeşlik ve hoşgörü bayrakları dalgalanacak. Bunu şimdiden görebiliyoruz” dedi. Platformun kuruluşundan bugüne kadar önemli derecede bir değişim yaşandığını vurgulayan Eşbaşkan Tokak, ilk günler katılımcıların bir birlerine mesafeli davrandıklarını, ikili konuşmaların biraz sönük geçtiğini ama bugün ilişkilerdeki ışığın daha kuvvetli, güvenin daha sağlam, sevgi, hoşgörü ve paylaşımın daha da artan ruhun gözlendiğine dikkat çekti. “Bu ruh, cesur, alçak gönüllü, mütevazi ama sorumlu bir ruh. Nasıl bir görev üstlendiğinin farkında bir ruhtur” diyen Eşbaşkan bu misyonun ertelenemez ve savsaklanamayacağının altını çizdi.  Avrasya’nın tekrar dirildiğini işaret eden Eşbaşkan, bunu Tolstoy’un “Diriliş”ine benzetti. Tokak bu dirilişi tarif ederken “bizi dirilten ruh Dostoyevski, Tolstoy, Aytmatov, Mevlana ve Ahmet Yesevi ruhudur” dedi.

DAP diyalog ve hoşgörüde inisiyatif aldı: Ders kitapları incelenecek, düşmanca ifadelerden temizlenecek

Açılış konuşmalarının hemen ardından somut projelerinin tartışıldığı birinci oturum oldukça dikkat çekici oldu. Diyalog Avrasya Platformu’nun oluşumundan beridir dile getirdiği önemli bir konu komite başkanları tarafından projeleştirilmek üzere tartışmaya açıldı. Kırgızistan, Rusya ve Türkiye milli komitelerinin konuyla ilgili görüşlerinin sunulduğu oturum önemli bir projeyi uygulamaya koydu: “Ders kitapları incelenecek, düşmanca ifadelerden arındırılacak.”

Konuyla ilgili ilk olarak Kırgızistan komitesi, ders kitaplarında özellikle Sovyet dönemindeki “öteki” kavramıyla ilgili tasvir ve değerlendirmelere değindi. Gelecek neslin hayatı daha iyi görebilmesi, hoşgörü ve uzlaşı içinde bir yaşam sürebilmesi için bilgi kaynağı olan kitapların ciddiyetle ele alınması gerektiğine vurgu yapan komite, öncelikle ilköğretimden başlamak üzere detaylı bir çalışma yapılması gerektiğini vurguladı. Siyasi sebeplerle kimi halkların ucube gibi tanıtıldığının altını çizen komite, düşmanlığın doğal olarak ortaya çıktığını belirtti.

Sovyet dönemi eğitim uygulamalarıyla sık sık gündeme gelen Rusya ise konuya daha gerçekçi bir açıdan yaklaşmayı tercih etti. Özellikle iç ve dış veçhe olmak üzere konuyu iki etaplı ele alacaklarını dile getiren komite Başkanı Ribakov, kitaplar incelendiğinde sanki ortada eksiklik, yüzeysellik ve bilinçli bir kasıtlılık varmış gibi göründüğünü, bunun da doğal olarak içerde ve dışarıdaki “öteki” halklara karşı mesafeli duruşu doğurduğunu belirtti.

Kapsamlı ve etkili bir çalışma başlayacak
Oluşturulacak komisyonla öncelikle ilköğretimden başlamak üzere ders kitaplarının inceleneceğini belirten Ribakov “uzmanlarca bu çalışmaların raporlaştırılacağını, yetkililerle bir araya gelmeler devam edecek” dedi. Bunu devam eden süreçte bu sefer uluslar arası arenada etkili ve alanında uzmanlarla bir araya gelerek konuyu uluslararası çerçevede değerlendireceklerine vurgu yapan Ribakov, bütün bu elde edilen verilerin özellikle milli eğitimden sorumlu devlet yetkililerine birer rapor olarak sunulacağını açıkladı. Bu konuda medyanın da desteğinin eksik edilmemesi gerektiğini vurgulayan Ribakov burada ele edilen sonuçlarla üniversite eğitimin de inceleneceğini belirtti.

“Devlet bu konuda yetki ve etki sahibi”
Milli eğitimde yaptığı çalışmalarda Türkiye’de bilinen Eski YÖK Başkanı ve Türkiye Milli Komite üyesi Mehmet Sağlam devletlerin bir nesli eğitmekteki güçlerine dikkat çekti. Aslında kitapların devlet yönetimlerinin kontrolünde olduğunu vurgulayan Sağlam, “onları inandırırsak, gerisi kolay” dedi.

Ali Bulaç’tan önemli bir tespit: “Rustan dost, ayıdan post olmaz”, “ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü”
Bugüne kadar Türkiye’de çoğu kişinin kitaplarda yazılı ve sözlü olarak öğrendiği birkaç deyimi Ali Bulaç katılımcıların dikkatine sundu. Bu deyimlerin toplum bilincinde köklü bir yer edindiğini belirten Bulaç, “Rustan dost, ayıdan post olmaz”, “ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü”, “Arap saçı” gibi deyimleri hatırlattı. “Bu bilgilerin kitaplara devletler tarafından bilinçlice sokulur” diyen Bulaç bu uygulamayı istisnasız her devletin yaptığının, çünkü ulus devlet olmanın kendine bir düşman bir “öteki” seçmekten geçtiğinin altını çizdi. Bulaç konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Türkler ‘bir Türk dünyaya bedeldir’ deyimiyle terbiye edilirler. Ama ülkesinde iş bulamayınca Almanya’ya gider ve bir Türkün bir işçi olduğunu hem bedeni hem de ruhuyla görür.”

16.03.2009 14:10
Yorumlar : 0 Yorum yapildi.
+++++
Yorum bulunamadi
Yorum Yapin
Adiniz Soyadiniz  
e-Posta
Beni Hatirla
Verdiginiz Puan
Yorumunuz
Guvenlik Numarasi > Soldaki numarayi, sagdaki kutucuga yaziniz
Bu Sitede Yayinlanan Hersey Diyalog Avrasya Platformu'na Aittir. Izinsiz Hicbirsey Kopyalanamaz ve Kullanilamaz 2007 ©. Site Kullanim Klavuzu   |   Copyright   |   Iletisim